Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Kölelikten Efendiliğe (Birlik ve Beraberlik Çağrısı)

Yazar:         Sâmiha Ayverdi
Kirap Adı:   Kölelikten Efendiliğe
Yayınevi:     Kubbealtı Neşriyat
Yayın Yılı:    1978

Çağının en önemli mütefekkir yazarlarından birisi olan Sâmiha Ayverdi, bu kitabta bütün İslâm âlemine birlik ve berâberlik çağrısı yapar ve şu cümle ile başlar;

"Bu risâle, İslâmla şereflenmiş her Müslüman milletin kitabıdır ve îlâ-yı kelimetullaha dâvettir."

Samiha Ayverdi Hanımefendinin bu çağrısı Kur'an emridir.

Enfal: 73. âyette şöyle yazmaktadır:

Bütün bunlarla birlikte, [unutmayın ki] hakkı inkara şartlanmış olanlar birbirleriyle müttefiktirler;  siz de (birbirinizle) öyle olmadıkça yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir.

"İtiraf etsek de etmesek de, islâm'ın çatısı al­tında birleşmiş olması lâzım gelen milletler ve topluluklar, aslında, dağılmış bir zincirin halka­ları gibi, parçalar hâlinde bölük bölüktür. Yek­pare ve birbirine kenetli olması îcap eden bu par­çaları yeniden birbirine lehimleyip, birleştirecek olanlar da, herhangi şahsî bir ihtiras, zümre ve siyâset endişesiyle gözleri şaşılaşmamış ve gö­nülleri kararmamış âlimler ve müşavirler kadrosunun desteğini kazanmış emirler, devlet reisle­ri, cumhurbaşkanları ve kütlelerin idâri ipuçları­na hâkim olan şuurlu devlet adamlarıdır."

Devamını oku...
 

Tarık Buğra - Martı

Tarık Buğra, 1918 - 1994 yılları arasında yaşamıştır. Akşehir doğumludur.

Edebiyat dünyasına yazdığı küçük öykülerle girer. Bu öykülerinin çoğu durum öyküsü niteliğindedir. Yarın Diye Bir Şey Yoktur adlı eserindeki "Martı" öyküsü buna bir örnektir.

Tarık Buğra, öyküde olduğu gibi  romanda da usta bir yazardır. Küçük Ağa, Gençliğim Eyvah, Osmancık adlı romanları onun en bilinen eserleridir.

ESERLERİ:

Hikâye: Oğlumuz (1949), Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952), İki Uyku Arasında (1954), Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969) Tiyatro: Ayakta Durmak İstiyorum, Akümülatörlü Radyo, Yüzlerce Çiçek Birden Açtı (1979) Gezi Yazıları: Gagaringrad (Moskova Notları) (1962), Fıkra ve Deneme: Gençlik Türküsü (1964), Düşman Kazanmak Sanatı (1979), Politika Dışı (1992). Roman: Siyah Kehribar (1955), Küçük Ağa (1964), Küçük Ağa Ankarada (1966), İbişin Rüyası (1970), Firavun İmanı (1976), Gençliğim Eyvah (1979), Dönemeçte (1980), Yalnızlar (1981), Yağmur Beklerken (1981), Osmancık (1983). Senaryo ve oyunu: Sıfırdan Doruğa-Patron (1994).

MARTI

Rıhtım boyundaki meyhânelerden birinin adıdır bu. Ve, gerçekten de martıya benzer. Yumuk gözleri mavi sonsuzluğa çevrilmiş, mendirekte pinekleyen, ama canı istediği zaman, bir iki gerinmeden sonra kanat çırpıp kuzeye doğru, güneye doğru, batıya veya doğuya doğru uçacak, istediği yöne, istediği kadar uçacak bir martıya benzer.

Devamını oku...
 

10. Türkçe Olimpiyatları başlıyor

10. Türkçe Olimpiyatları bu yıl 30 Mayıs-14 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek etkinliğe, 135 ülkeden 1500 öğrenci katılacak.

Şarkı, konuşma, halk oyunları gibi 20 ayrı kategoride yarışacak öğrenciler, hem Türkçelerini konuşturacak hem de farklı kültürleri tanıma fırsatı bulacak. 30 Mayıs'ta başlayacak olan olimpiyatlar kapsamında öğrenciler, 41 ilde çeşitli gösteriler düzenleyecek. 14 Haziran'da ise Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena Stadyumu'nda muhteşem kapanış töreni gerçekleştirilecek.

Olimpiyatlar kapsamında İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa ile İzmir Adnan Menderes havalimanlarının dış hatlar sergi alanlarında, Taksim Maksem Cumhuriyet Sanat Galerisi ve Taksim Metrosu'nda 300 fotoğrafın yer alacağı ''Türkçe Olimpiyatları Sergisi'' açılacak.

 

Estergon’dan, Budapeşte’ye

Estergon’dan, Budapeşte’ye
Zeki Önsöz

Estergon adını ve Estergon türküsünün öyküsünü ilk defa ortaokulda İstikâl Savaşı gāzisi olan târih öğretmenimden duydum. Yıllar sonra eski Osmanlı ülkeleri ve şehirlerini gezmeyi düşündüğümde, öncelikle Estergon’a gitmeyi istedim.

*
Bir sonbahar ayında uçakla Budapeşte’ye geldik. Ertesi sabah, metro ile Arpad köprüsü yakınındaki garaja gittik. Oradan bir otobüsle Estergon’a doğru hareket ettik. Yolculuğumuz Tuna nehri kıyısından Macar ovaralarını seyrederek bir buçuk saat sürdü. Yeşillikler içindeki, temiz, bakımlı köy ve şehirlerden geçerek Estergon’a vardık.

Estergon kalesi, Tuna nehri kıyısında bir kartal yuvası gibi yükseliyordu. Önce kalenin müzesini gezdik. Müzede Estergon’un târih içindeki mâcerâsını gösteren eşyâlar; özellikle Türklerle ilgili silâhlar, resimler ve diğer eserler vardı.

Müzeyi gezdikten sonra kalenin en yüksek burcuna çıktık. Aşağıda Tuna nehri, Estergon kalesi eteklerinde kıvrılarak akıyordu. Estergon kalesi, türküde söylendiği gibi “Subaşı duraktı”. Tuna’ya, kaleye anlatılamaz duygularla baktım. Kimbilir benim bulunduğum bu serhat kalesinin burcunda hangi subayımız, hangi askerimiz Tuna’ya baktı? Burada nasıl mücâdeleler oldu? Hangi askerimiz “Îlâyı kelimetullah” için, “vatan” için burada şehitlik şerbetini içti? Şühedâ için ellerimi açıp, fâtihalarımı onların rûhuna gönderdim. Buraya gelmeden, bir kere daha okuduğum Estergon kalesi için atalarımın o Estergon Kalesi zamanki târihî gerçeklere ve mantığa uygun şanlı mücâdelelerini hatırladım.

Devamını oku...
 

Mehter'in Tarihi

İlk Türk boy ve budunları daha iyi topraklara ve daha güvenilir yerlere sahip olmak için, göçler yapmışlar ve bu göçler sayesinde Türk müzik kültürünü gittikleri ve yerleştikleri yerlere taşımışlardır.

Hunlar döneminde müzik resmî törenlerde, dinî ve askerî yaşam içinde yerini almıştır. İlk zamanlardan itibaren davul ve def gibi çalgılar askerî ve dinî törenlerde en temel çalgı olarak kullanılmış, devletin varlık, egemenlik sembolü olan tuğ takımlarının da bir unsuru olmuştur. Bayrak (sancak), davul, boru, zil gibi çalgılardan oluşan tuğ takımları Hunlar döneminde yırağı (surnay/zurna), borguy (boru), tümrük (davul), küvrük (kös), çeng (zil) çalgılarından teşkil edilmiştir. En eski Türk yazıtları olarak kabul edilen Orhun Yazıtları ve Şine - Usu Yazıtı'nda tuğ kelimesine rastlanmaktadır. Buradaki tuğ kelimesi kös veya davul olarak nevbet anlamının yanı sıra sancak, bayrak anlamına da gelmektedir.

Kaşgarlı Mahmut hem kumaştan yapılmış bayrağın hem de kös anlamında kullanılan "tuğ" kelimesinin Türklerde, Çinlilerde ve Hintlilerde hakanlık ve bağımsızlık işareti sayıldığını söyler. Önceleri tuğlar, Tibet yak öküzlerinin ve at kuyruklarının bağlandığı altın yaldızlı bir topa geçirilmiş bir mızrak şeklindeydi.

Devamını oku...
 

Türkçe Treni Ankara’dan Yola Çıktı

"735. Yıl Karaman Türk Dil Bayramı" etkinlikleri kapsamında hazırlanan 'Türkçe Treni' için Ankara Gar'da düzenlenen törene Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer katıldı. Ankara Gar'dan yola çıkan treni uğurlayan Dinçer, uğurlama esnasında hareket memuru şapkası taktı.

Sanatçılar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri başta olmak üzere çok sayıda konuğu olan trenin ilk durağı Kırıkkale olacak. Tren Kırıkkale ve Kayseri duraklarından sonra Karaman'a ulaşacak. Gençliğin Türkçe Kurultayı için Karaman'a gidecek olan öğrencilerin buluştuğu trende, yazarlar, sanatçılar, milletvekilleri, Karaman Valisi Süleyman Kahraman, Karaman Belediye Başkanı Kamil Uğurlu'nun yanı sıra Karamanlı dernek ve vakıf üyeleri bulunacak.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, törende yaptığı konuşmada, "Bu trenin adı da, yolcuları da hiçbirimizin yabancısı değil. Bir ülkenin kültür düzeyinin yükselmesi, dilinin gelişmesiyle alakalıdır" dedi.  Yazar Vedat Günyol'un 'Yurt sevgisinin ölçütü ana dili sevmektir' sözünü hatırlatan Dinçer, bugün çok özel yolcuları uğurladıklarını ifade etti. Dinçer, yazar Günyol'un 'Benim yurdum Türkçe'dir' ifadelerine vurgu yaptı.

Devamını oku...
 

Edebiyat Müze Kütüphaneleri Bilgi-İletişim

Edebiyat Müze Kütüphaneleri

Dünyanın çeşitli ülkelerinde tanınmış yazarlar adına edebiyat evleri ve müzeleri vardır. Edebiyat evleri ve müzeleri bulundukları kentin, edebiyat ve estetik kültürünün yaşandığı ve geliştirildiği ortamlardır. Bu kurumların koleksiyonlarında güncel estetik ve edebiyat ile ilgili yapıtlar bulunduğu gibi eski elyazmaları ve basma eserler de sergilenmektedir.

Türkiye edebiyat alanında zengin bir birikime sahiptir. Bunun yanı sıra giderek gelişen çok yönlü bir güncel edebiyat üretimi görülmektedir. Sadece 2010 yılında 570 yeni roman yayımlanmıştır.

Bu çerçevede oluşturulan Edebiyat Müze Kütüphaneleri;

  • Adana; Karacaoğlan
  • Ankara; Mehmet Akif Ersoy
  • Diyarbakır; Ahmet Arif
  • Erzurum; Erzurumlu Emrah
  • İstanbul; Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Kütahya; Evliya Çelebi
Devamını oku...
 

Hıdırellez Karma Sergisi


Resim – Fotoğraf-Heykel – Seramik dalında tüm sanatçılara açıktır.


Açılış : 05 Mayıs 2012
Bitiş : 17 Mayıs 2012

Katılım şartları:

- Sergiye verilecek eserin fotoğrafı yanında sanatçı adını, soyadını, eser adı, yapım tarihi ve fiyatını belirten bilgiler yer almalıdır.
- Eserin yüksek çözünülürlükte fotoğrafını, kısa özgeçmiş ve kendi fotoğrafını e-mail yoluyla en geç 25 Nisan tarihine kadar gönderilmelidir.
- Eser ebatı 120x120 cm den aşmamalıdır;
- Kargo ile gelecek ve gönderilecek eserlerin kargo giderleri sanatçıya aittir
- Katılım ücreti: eser başına 150 lira (birden çok eser olduğu halde 100 lira)
- Bir katılımçıdan en çok 3 eser kabül edilir;
- Sergi açılış günü canlı performans yapma isteği bildiren katılımçılara kendi konusu ve tarzında çalışma imkanı yaratılır.

Devamını oku...
 

Ali Fuad Başgil - Gençlerle Başbaşa

Yazar: Ali Fuad Başgil
Kitabın Adı: Gençlerle Başbaşa - Yağmur Yayınları ve Kubbealtı neşriyatı tarafından da basılmıştır, Kişisel gelişim kitabıdır. İlk Baskısı. 1949

GENÇLERLE BAŞBAŞA

Muvaffak olma yolunun bir takım tehlikeleri ve düşmanlari vardır.

Bu düşmanlardan birincisi tenbelliktir. Tenbellik bukalemun gibidir. Her seferinde bizi bir başka yüzle alt etmeye çalışır. O mesleksiz bir aktör gibidir. Eğer tenbellik uzvi bir hastalıktan ileri gelmiyorsa iradeyle onu yenmek mümkündür.

Diğer bir düşman kötü arkadaştır. İyi bir arkadaşta olması gereken huylar çalışkanlık, iyilik severlik ve dürüstlüktür.

Üçüncü düşman ise kötü örneklerdir. Bunlar başkasının sırtından geçinip baskasını sömürüp bir yerlere gelmiş, mevki ve makam kazanmış insan kılığındaki hayvan ve parazitlerdir. Onlar için kazanmada her yol mübahtır. Burada bilinmesi gereken de hayatta insan olan insana yaraşan yol doğruluk ve namusluluk yoludur.

Devamını oku...
 


Sayfa 20 - 27


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.