Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

LÂ EDRÎ Topluluğunun Albümü Çıktı

“İLÂHİYÂT-I KEN’AN” çıktı.

4 CD' lik Albüm İlâhiyât-ı Ken'ân, Ken'ân Rifâî Hz.'nin şiirlerinin kendisi ve daha bir çok bestekâr tarafından Büzürg, Şerefihamîdî, Irak, Hisar Bûselik, Sabâ Zemzeme, Rast-ı Cedîd, Ferahnâk Aşîran, Ferahfezâ gibi nâdir makamlarda yapılmış bestelerinden oluşuyor.

KEN’ÂN ER-RİFÂÎ ’den İLÂHİYÂT-I KEN’AN
İcra eden: LÂ EDRÎ
YAPIMCI: CENAN EĞİTİM, KÜLTÜR VE SAĞLIK VAKFI
İstanbul, Eylül 2012
Fiyatı: 30,00 TL

Devamını oku...
 

Bir Usta Bir Çırak - Sergi

Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul şubesi dünyaca ünlü İran’lı ressam Javad Soleimanpour’un sergisine ev sahipliği yapıyor. Ressam Javad Soleimanpour ve  atölyesinde yetişen öğrencisi Lütfiye Batum ile birlikte gerçekleştireceği Pastel Resim Sergisi 22 Eylül tarihinde Saray Kolleksiyonları Müzesi’nde TÜRKKAD İstanbul Şubesi bursiyerleri yararına açılacaktır.

70 çalışmanın yer aldığı sergi 22-28 Eylül tarihleri arasında görülebilir.

Serginin açılışı 22 Eylül Cumartesi, saat 11’de Saray Kolleksiyonları Müzesi’nde (Beşiktaş’ta Kadıköy İskelesinin çıkışında soldaki taş binalar) yapılacaktır.

Sanatçı, 2009 yılında Amerikan Pastel Journel dergisi tarafından düzenlenen Pastel Boya Resim sergisinde 11 bin eser arasından birinci seçilerek resim kariyerinde büyük bir başarı kazanmıştır. 1997 yılından beri Türkiye’de çalışmalar yapan İran’lı sanatçı Javad Soleimanpour Kadıköy’deki atölyesinde dersler vermektedir.

“Baktığım her yerde renkler görüyordum o kadar ki gözlerimi kapattığımda bile kendimi resimlerin arasında buluyordum. Sürekli incelerdim doğayı, çiçekleri, ağaçları her türlü renk ve ışığa karşı ilgim vardı. Renklerin ve objelerin arasındaki ışığı,gölgeyi, ahengi görünce çok mutlu olurdum.Hep resim yapmak isterdim. Sevdiğim herşeyin, herkesin. İnsanlar konuşurken ben onları dinlemez yüzlerini incelerdim. Girintileri, çıkıntıları, gölgeleri...

Devamını oku...
 

EMİR HÜSREV DEHLEVÎ

EMİR HÜSREV DEHLEVÎ

Hindistan’da yetişen evliyanın büyüklerinden. Nizâmüddîn-i Evliyâ’nın yetiştirdiği Türk asıllı velî ve şâir. Künyesi Ebüll-Hasen olup, lakabı Azîmüddîn’dir. Emîr Hüsrev Dehlevî’nin dedeleri, Türkistan’da Laçin beylerinden idi. Babası Seyfeddîn Mahmûd, Moğol istilâsı sebebiyle Mâverâünnehr bölgesinden Hindistan’a göç etti. Dehli (Delhi'nin eski ve asıl ismi) sarayındaki devlet adamlarından İmâd-ül-mülk’ün kızı ile evlendi. Bu izdivâcdan 1253 (H. 651) senesinde Emîr Hüsrev Dehlevî, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyâya geldi. 1325 (H. 725) senesinde yetmiş dört yaşında vefat etti. Hocasının ayak ucuna defnedildi.


Emîr Hüsrev, zamanın usûlüne göre en güzel şekilde tahsîl yaparak yetişti. Hafızası fevkalâde kuvvetli, üstün bir zekâ ve keskin anlaşıya sâhib olan Emîr Hüsrev’in şiir söyleme kabiliyeti de fazla idi. Babasının çevresindeki ilim, irfan meclislerinden en iyi şekilde istifâde eden Emîr Hüsrev, sâhib olduğu meziyetleri ile dikkatleri üzerinde topladı.

Babasının vefatından sonra, dedesinin yanında, devrin ileri gelen âlim, edîb ve şâirleri ile tanıştı. Daha on iki yaşlarında iken, anlıyanlar tarafından şiirleri takdir ediliyordu. Dedesinin vefatından sonra, Delhi sarayındaki Türk sultan ve kumandanlarının himayesine girdi. Sultan Mübarek Şah Halûcî, 1320 (H. 720) senesinde vefat edince, kendisini tamamen hocası büyük âlim Nizâmüddîn-i Evliyâ’nın hizmet ve sohbetlerine verdi. Hakîkî devlet ve saadete kavuştu.
Devamını oku...
 

İstanbul'un Tarihi Sarayları

Yazar:        Salih ZENGİN
Yayınevi:   İBB KÜLTÜR A.Ş. YAYINLARI
Konu:        ÇOCUK
Ebat:         200 x 310
Baskı:        İst - 2012

İstanbul'da yaşayan ya da şehrin dışında yaşadığı halde İstanbul'u merak eden çocukların, şehri daha yakından tanıması, anlaması ve sevmesi için yayınlanan "İstanbul'u Tanıyorum Serisi" nin ikinci kitabı olan;

"İstanbul'un Tarihi Sarayları"; şehri ilk kez gezen bir kedi ve saraylarla ilgili pek çok kitap kemiren bilgiç farenin eşliğinde İstanbul'un Tarihi Saraylarını anlatıyor.

 

İstiklâl Marşımızın Açıklaması

İstiklâl Marşımızın Nesir Cümlelerine Cevrilmesi, Açıklaması

Birinci Kıta

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Açıklaması;

(Ey Milletim sen ) Korkma! Bu şafaklarda (gün batımında göğe vuran kızıllıklarda) yüzen (dalgalanan) al sancak (albayrak) yurdumun üstünde tüten en son ocak sönmeden (yurdumun üstünde son aile son ferd kaldıkça)  sönmez ( dalgalanmasına devam eder).

O (bayrak) benim milletimin yıldızıdır. (1-Bahtıdır, talihidir, kaderidir, 2- Sembölüdür. 3- Ulaşılamayacak, dokunulamayacak, alınamayacak yıldızıdır) O daima parlayacakdır. O (bayrak, bayrağın temsil ettiği istiklâl benimdir. O (bayrak, istiklâl ) ancak benim milletimindir (bir başkasının olamaz)

Devamını oku...
 

Nazik Erik Hoca Vefat Etti

Bütün ömrünü vatan ve millet sevdası ile geçiren Nazik Erik Hoca 25 ağustos  2012 cumartesi vefat etmiştir. 26 ağustos pazar günü ikindi namazına müteakip Mimar Sinan Camii'nden Kaldırılacaktır. Merhuma Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine başsağlı ve sabırlar dileriz.

Kısa Hayatı:

1335/1919’da Isparta’da doğdu. İlk ve orta tahsilini Isparta’da aldı. Liseyi Antalya’da okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünü bitirdi. Çeşitli şehirlerdeki lise ve eğitim enstitülerinde edebiyat hocalığı yaptı. Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesinde Türkçe okutmanı olarak anadil eğitimi dersleri verdi. Millî Kültür, Bayrak, Türk Edebiyatı, Kubbealtı Akademisi gibi dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. Denemelerini, intibalarını, hâtıralarını, siyasî tahlillerini kaleme aldığı bir çok eseri bulunmaktadır. Sâmiha Ayverdi’nin talebesi ve takipçisidir. Çok tatlı, yumuşak konuşma ve yazma üslubu, engin kültürü ve hocalığıyla çok kıymetli bir münevverdir.

Başlıca Eserleri: Şamar Oğlanı, Bu Öğretim, Bu Eğitim, Bu Problemler, Kalemin Ucundan, Ulu Çınarın Gölgesinde,Orada Bir Medeniyet Var Uzakta, Okullarımızda Anadili Öğretimi Ve Yeni Okuma Yazma Sistemi, Nazik Anne'den Dersler, Benim İsparta'm, Dünden Yarına, Varlıklar Neden Niçin Nasıl Var Oldular, Kadın Çocuk Aile,Toplumu Aydınlatanlar İrşad'dır. kubbealtı.org.tr

Ayrıntılı bilgi için: www.nazikhoca.com

Kelime Ve Mâna adlı yazısı içi tıklayınız

 

Müşfik Kenter Hayata Veda Etti

Akciğer kanseri nedeniyle tedavi gören usta tiyatrocu Müşfik Kenter tedavi gördüğü hastanede (80 yaşında)  hayatını kaybetti…

Büyük usta için 17 Ağustos Cuma saat 10:00'da Kenter Tiyatrosu'nda bir tören düzenlenecek.

MÜŞFİK KENTER KİMDİR?

1932 yılında İstanbul 'da dünyaya gelen sanatçı, 1947'de Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Müşfik Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan ayrıldı ve İstanbul 'a giderek kardeşi Yıldız Kenter ile beraber Muhsin Ertuğrul ile çalıştı. Birlikte Küçük Sahne'de oyunlar sergilediler. Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile bu dönemde biraraya geldiler ve dörtlü olarak birlikte uzun yıllar tiyatro yaptılar.

Devamını oku...
 

Şeyh Gâlib

Şeyh Gâlib

Şair  (1757-1799)
Asıl adı Mehmed Es‘ad olan Şeyh Gâlib, Klasik Türk şiirinin son büyük şairi kabul edilir. Babası devrin âlimlerinden Mustafa Reşîd Efendi’dir. İlk eğitimini babasından almış; bu arada yine babası aracılığıyla Mevlevîlikle tanışmıştır. Tasavvuf yolunda ciddî ilerlemeler sağlayan şair, genç yaşta çilesini tamamlar. Şeyh Gâlib’in devrin sanatkâr ruhlu musikişinas padişahı Üçüncü Selim’le yakın bir iletişimleri olmuştur. Kaynaklara göre Şeyh Gâlib, 24 yaşında divân sahibi, 26 yaş civarında ünlü mesnevisi Hüsn ü Aşk şairi, 34 yaşında Galata Mevlevihanesi şeyhi olmuş; 42 yaşında da vefat etmiştir. Kabri, Galata Mevlevîhânesi bahçesindedir. Şiirlerinde tasavvufun derin izleri bulunan Şeyh Gâlib, aynı zamanda Sebk-i Hindî’nin (Hint üslûbu) de Türk şiirindeki en büyük temsilcisidir. Hem devrinin hem de sonraki devirlerin şairlerini, yazarlarını derinden etkilemiş bir isimdir. Bu iki eserden başka Şerh-i Cezîre-i Mesnevî, Es-Sohbetü’s-sâfiyye ve Esrâr Dede tarafından tamamlanan Mevlevî şairleriyle ilgili bir tezkire sahibidir.

Şeyh Galib - Kağıttan İnciler - Belgesel


Devamını oku...
 

İstiklâl Marşı Şairinin Asil Davranışı

İstiklâl Marşı Şairinin Asil Davranışı;

Mehmet Akif yarışma sonunda hak ettiği 500 Tl mükâfatı almadı. O günlerin Ankara'sında bir çiftlik 130-150 Tl arasında el değiştirmektedir ve 500 Tl büyük, çok büyük bir paradır.

Akif bu parayı; fakir İslâm kadın ve çocuklarına iş öğreterek, yoksulluklarını gidermek gayesiyle kurulan Dar-ül Mesai adındaki hayır kurumuna bağışladı.
Günün gazeteleri bütün nesillere örnek olacak? bütün nesillerin göğsünü kabartacak bu güzel davranışın haberini; "İskiklâl Marşı Şairine Yakışan Asil Hareket" başlığı altında verdiler.

Yakın dostlarından biri Âkif'in sıkıntılı günlerini şöyle anlatıyor:

- O günlerde, büyük ihtiyaç içindeydi. Meclis İstiklâl Marşını alkışlar ve gözyaşları arasında kabul ederken de cebinde Zonguldak Milletvekili Hayri'den borç olarak aldığı iki lirası vardı Ve sırtında bir pardesü dahi yoktu.

Ankara'da ceketle gezer, pek soğuk ve yağmurlu havalarda bazen Baytar Refik Bey'in muşambasını ödünç giyer ve meclise öyle gelirdi. Şefik Bey bir gün onun bu haline telmihle:
- Akif Bey, şu mükâfatı reddetmeyip bir muşamba veya bir pardesü alsaydın iyi olmaz mıydı? diyeceği olur. Onun bu sözüne yalnız cevap vermemekle kalmaz, tam iki ay onunla konuşmaz da..

Akif İstiklâl marşını Safahat Adlı Kitabına Almaz:

İstiklâl Marşını Safahat'a niçin koymadınız sorusuna Akif'in cevabı şu oldu;

- Onu millete hediye ettim. Artık O milletindir. Benimle alakası kesilmiştir. Zaten o milletin eseri milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım.

Devamını oku...
 


Sayfa 17 - 27


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.