Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Anasayfa Ömer Özercan Ömer Özercan
Ömer Özercan


Ömer Özercan'dan Yeni Anayasaya İronik Bakış

Ömer Özercan'dan Yeni Anayasaya İronik Bakış;

Yeni anayasa'da şu maddeler olmalı:

1. CB sarayı en çok üç oda bir salon olmalı, mümkünse kotta ve kombili olmalı, güneş görmeli, yakıt masrafı düşük olmalı. Mevcut Külliye yıkılıp mıcır yapılmalı.

2. CB'na gelen misafirler yanlarında sefertası getirmeli, devleti masrafa sokmamalı.

3. CB'na ait uçak ve otomobilller sahibinden . com'da satılıp geliri LGBT derneklerine bağışlanmalı.

4. CB ve BB'ın yurtdışı seyahatleri yasaklanmalı, gitmeye kalkışırlarsa "ne işin var oralarda, otur oturduğun yerde, sana mı kaldı o işler" diye azarlanıp engellenmeli, böylece halkın parasının israf edilmesi önlenmeli.

5. Seçimleri üst üste üç defa kaybeden muhalefet otomatik olarak tek başına iktidar olmalı.

6. Ecevit'in dahiyane söylemine dayanarak; seçimlerde "sayısal çoğunluk" elde edenler değil, "siyasal çoğunluk" sahibi olanlar hükümeti kurmalı. "Siyasal çoğunluk" da ne ola ki diye soranlara "ona Doğan medya gurubu, Gardiyan, Faynenşiyıl Tayms, Bibisi Nüys karar verir, sizin kafanız basmaz" cevabı verilmeli.
Devamını oku...
 

Adalet’e dair...

Adalet’e dair...

"Hak"kı "halk"ta görmek gerektiğini söyleyen bir Ulu'nun yolunda olup, "halk"ı bu kadar hor görmek, aşağılamak, ağır hakaretler etmek dervişliğe nasıl sığdırılır? Bazı kişilerin "ihaneti", "günahı" vb. 24 milyon insana nasıl mâl edilir? Beş milyon kişiye nasıl terörist denir? Bu toptancı ve adaletsiz tutum "akıllı" adam işi midir? Zan'da bulunmayı yasaklayan bir dinin mensubu nasıl 24 + 5 milyon kişi hakkında bu kadar pervasızca ağır zan'da bulunur, yargılar ve hüküm verir? Tenkit ve ikazımız bu hatalı tutuma dairdir. Bu tutum bizim kıymet hükümlerimize tamamen aykırıdır. Karşı çıktığımız şey ilkelerin çiğnenmesidir. Zulme, zalime, hırsızlığa, haksızlığa, kötülüğe, hainliğe... karşı çıkmakla halkın yarısına bu suçları isnad etmek arasındaki farkı; bu zan ve isnadın sizi nasıl bir vebal ve kul hakkına mahkûm ettiğini anlamıyor musunuz? Bu kadar apaçık bir hak ihlali konusunda ikaz edilmek nefsinize neden bu kadar ağır geliyor? Yeni bir vahiy geldi de bizim mi haberimiz olmadı? "Yol"un kıymet hükümleri ne zaman değişti?

Devamını oku...
 

Yeni Anayasa Tartışması

 “Mehdi bekler gibi, anayasa değişirse kurtuluruz diyenler”

Ben senelerdir bu “anayasacı” takıntıya hayretle bakan biriyim iki yüz seneden fazladır mehdi bekler gibi, anayasa değişirse kurtuluruz diyenler var ben o kadar önemsemiyorum.

FK: Peki, önemli olanın ne olduğunu düşünüyorsunuz?

Anayasa veya yasalarda şu olmalı: bazı makamlara belli yaş, medeni hal, çocuk vs şartları gelmeli. Maliye/ekonomi Bakanı en az beş sene iş yapmış, en az on kişi istihdam etmiş olmalı. Eğitim Bakanı 50 yaş üstü, evli, en az 2 çocuk büyütmüş ve onlar da üniversite okumuş olmalı. Seçme seçilme yaşı büyütülmeli; seçme 30, seçilme 40 gibi… Vergi mükellefi olanlara ayrıcalık tanınmalı. Cumhurbaşkanı ve Başbakan göreve gelir gelmez bütün malvarlığına el konulmalı, özel bir hazineye aktarılmalı. Kendisine ve ailesine devlet bakmalı, makul bir harcama limitiyle Bakanlar için de düşünülebilir. Görevi bitince bir kısmı iade edilebilir… bu tür şeyler. Eski Başbakan, eski Cumhurbaşkanı ve eski Bakanların da yeni hükümette yeri olmalı. Bir de gelecek dönem başkanı seçilmeli. Anayasa belki 10 maddeli çok basit ilkeler içerebilir:

Devamını oku...
 

Liderlik

Lider;

Bahçeli ve Kılıçdaroğluna kızan MHP ve CHP'liler, kantarın topuzunu kaçırmayın. Lider kolay yetişmez. (Balkonda domates yetiştirin bakalım kolay mı?) T.C. henüz siyasî, idarî hukukunu, müesseselerini tamamlayabilmiş, geleneklerini/teamüllerini oluşturmuş değildir. Hâlâ lider bekleyen, lidere muhtaç ve bağımlı bir toplumuz. Şu an -maalesef- Türkiye'de görünen tek lider Erdoğan'dır. Hakkında ne söylerseniz söyleyin, istediğiniz kusur ve günahları sıralayın, hepsinin gerçek olma halinde dahi bu realite değişmez. Parti "genel başkanları" partilerinde lider yetişmesine izin vermiyor, liderlik potansiyeli olanları kazanç değil tehdit olarak görüyor. Siyasi partiler dışında da liderlik az görülen bir şey. Ak Parti de bunca seneye rağmen hâlâ lider partisidir. CHP ve MHP'nin kaybetmesinin en büyük sebebi olağanüstü vasıfsız ve yeteneksiz "başkan"lardır, bunların "liderlik"le zerre alâkaları yoktur. Demokratik bir sistemde, demokrat bir tek parti yoktur. Partiler müesseseleşememişlerdir. Ne adam gibi kütüphaneleri, ne araştırmacıları, ne paradigmaları, ne stratejileri, ne gelecek senaryoları, ne iyi kadroları vardır. İyi adamlar yurtdışına kaçmaktadır. Kalanlar özel sektörde çalışır, becerebilen işini kurar. Akademi ve siyaset ÖYS'de ilk 1000'e giren başarılı çocuklar ile beslenmelidir. Memur kafalarla, iş/ihale/tayin/terfi peşinde olanlarla, cahillerle, militanlarla ne parti yönetilir ne de ülke. 

Devamını oku...
 

Tutumlar ve İlkeler

Arkadaşlar, açıkça isim vermediğim eleştirilerim şahıslara değil tutumlara, ilkelere yöneliktir.

Lütfen hiç kimse üzerine alınmasın, kendisini kastettiğimi veya ima ettiğimi ZAN'netmesin. Kimin yobaz olup olmadığı ile ilgilenmiyorum, ilke olarak yobazlığa karşıyım. Kimin cahil veya saygısız olduğunu teşhis ediyor değilim, cahillik ve saygısızlığı eleştiriyorum. Hangi partili belediye başkanı çevre katliamı yapıyor beni ilgilendirmiyor, kim yaparsa yapsın çevreye verilen zarara karşı çıkılması gerektiğini savunuyorum. Ölen çocuklar için üzülmek için polisin veya PKK'nın sebep olması fark etmemeli diyorum. Hırsızlık yapan rüşvet alan memurun dini imanı partisi değil, işlediği suç önemlidir, mensubiyete göre suç tanımı ve cezası değişmez diyorum. Oy kullanma ve parti seçme özgürlüğünü savunuyorum, verilen oyun HDP, Ak Parti veya MHP'ye gitmesi bu fikrimi değiştirmez, her tercihe saygı duyulmalı, hiç kimse siyasi tercih ve kullandığı oydan dolayı aşağılanmamalı, suçlanmamalı diyorum. Başkalarının oy verdiği partiyi sevmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama HDP'ye oy verenlere "terörist", Ak Parti'ye oy verenlere "sığır" diyemezsiniz. Bunları dediğim için çemkirenler hangi ilkeye karşı acaba? Bu listede olmayan hak ve ilkeler çok tabiî, noksanları siz tamamlayın ama listeye itirazınızı söyleyin biz de gereken cevabı verelim.

Devamını oku...
 

Psiko-terör’e dair...

Psiko-terör’e dair...

Her şeyde kusur arama çabası "hastalıklı kişilik" ifadesidir. Kendine güvenmeyen, dolayısı ile başkalarına da güven(e)meyen, kendine saygısı olmayan, bu yüzden başkalarına saygı göster(e)meyen, kendisiyle barışık olmadığı için başkaları ile geçinemeyen hastalardır bunlar. Sofra hazırlayıp buyur ediyorsun, "havyar niye yok?" diyor. Kitap hediye ediyorsun, "bunun ciltlisini bulamadın mı?" diyor. Arabana alıp gideceği yere bırakıyorsun, "ne rahatsız bu koltuklar" diyor. Sinemaya gidelim diyorsun filim beğenmiyor. Berberden geliyorsun, "bu nasıl traş?" diyor. “Köye gittik 100 fidan diktik” diyorsun, "niye 200 dikmediniz?" diyor. "İşsizlik azalmış" diyorsun, "gelecek ay artar" diyor. "Bir arkadaş robotik sistemler üretiyor" diyorsun, "onun bir şey üreteceği yok" diyor. "Şu hizmet parasız veriliyor" diyorsun üste para istiyor. Evine davet ediyorsun, "başka ev bulamadınız mı?" diyor. Kurbanlık alıyorsun boynuzunu beğenmiyor. Düğüne gidiyor gelinliğe lâf ediyor, iftara gidiyor ezana söyleniyor...
Devamını oku...
 

Makâma Saygı


Bir talebe, sevmese dahi hocasına saygılı davranmalıdır. Hocanın ehliyeti, işini ne derece iyi yaptığı bu kuralı değiştirmez. Hocanın özel bir şahıs olarak bu saygıyı hak edip etmediği ayrı bir konudur, saygı makamadır. Bir subay, sevmediği bir CB veya BB geldiğinde ayağa kalkmıyorsa bu davranışından dolayı onu "kahraman" olarak görürseniz, mevcut CB veya BB'a değil, "makam"a zarar verirsiniz, yıpratırsınız. O makama sevdiğiniz biri geldiğinde bu defa onu sevmeyenlerin saygısızlığını/takmamasını onaylamış olursunuz. Maalesef bu gibi ciddî, vahim, töreye uymayan hataları "töre", "millet", "millî kültür", "milliyetçilik", "devlet", "gelenek", "teamül" kavramlarını dilinden/kaleminden düşürmeyenler yapıyor. Lütfen kanuna/usule uygun olmayan işleri "size göre makul gerekçeler"den dolayı tasvip etmeyiniz. Yasa/Töre olmazsa millet/devlet de olmaz. Konjonktürel, günlük siyasî mülahazalarla yapılan işlerin size göre taktik kazançları olabilir ama uzun vadede verebileceği zararı hiç mi hesap etmiyorsunuz?

Devamını oku...
 


Sayfa 5 - 8


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.