Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı

Ord. Prof. Ahmet Zeki Velidi TOGAN Parkı yeni haliyle hizmetinizde....

Parkımız Kemalpaşa Mahallesinde, Darülfunun Caddesi üzerinde Beyazıt Polis Karakolu ve İÜ Edebiyat Fakültesi arasında, Avrasya Enstitüsü (Seyyid Hasan Paşa Medresesi) bitişiğinde yer almaktadır.

Eski adı TÜRKİYAT PARKI olan parkımızın adı Fatih Belediye Meclisi 05.05.2011 tarihli Meclis Kararı ile ZEKİ VELİDİ TOGAN PARKI olarak değiştirilmiştir. 26.01.2012 tarihinde RF Başkortostan Cumhuriyeti Türkiye Temsiliğinin resmi talebi ile Ahmet Zeki Velidi Togan heykeli ile ilgili çalışmalar başlamış ve parkımızın isme ve içine gelecek heykele uygun konsepte revize edilmiştir. 5 Nisan 2012 de revize çalışmalarına başlanan parkımız Mayıs ayı sonunda tamamlanmıştır. Park ile komşu olan Beyazıt Polis karakolu bahçesi de bu çalışmalar kapsamında düzenlenmiştir.

Parkımız konum itibariyle eğitim yapılarının arasında olmasından dolayı üniversite öğrencilerinin ve çevresinde bulundurduğu tarihi yapılar nedeniyle turistlerin yoğun kullandığı ana aks üzerinde yer almaktadır. Bu nedenle oturma ve dinlenme amaçlı bir park olarak düzenlenerek heykel objesiyle kültürel bir vurgu sağlanmıştır.

Devamını oku...
 

Alev Alatlı


Yazar Alev Alatlı

1944 İzmir doğumlu olan Alev Alatlı, liseyi Tokyo, Japonya’da okudu.Ekonomi & İstatistik lisansını ODTÜ, Ekonomi & Ekonometri Yüksek Lisansını Fulbright bursu ile gittiği ABD, Vanderbilt Üniversitesinden (Nashville,Tennessee) aldı. Bilâhare, felsefe öğrenimine başlayan Alatlı doktora çalışmalarını New Hampshire, Dartmouth College’de sürdürdü. İlâhiyat, Düşünce ve Medeniyet Tarihi üzerinde yoğunlaştı. 1974’de Türkiye’ye döndü, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim görevlisi, Ankara Devlet Planlama Teşkilatında kıdemli ekonomist olarak çalıştı. California Üniversitesi (Berkeley) ile ortak psiko-dilbilim çalışmaları yürüttü. Cumhuriyet Gazetesi ile birlikte “Bizim English” adında bir dergi çıkaran Alatlı, daha sonra Türk Yazarlar Kooperatifinde (YAZKO) başkan yardımcısı olarak görev aldı.

Eserleri:

1985 ve 1986 yıllarında Edward Said’in “Haberlerin Ağında Islam” (Covering Islam) and “Filistin’in Sorunu” (The Question of Palestine ) yayınlandı. Filistin davasını duyurmak üzere yaptığı çalışmalar, 1986’da Tunus’da sürgünde olan Yaser Arafat tarafından “Özgürlük Madalyası” ile onurlandırıldı.

Yayınlanmış ilk telif eseri, “Aydın Despotizmi”dir. (Despotism of the Intellectuals) Bunu, 1985’de “Yaseminler Tüter mi Hala?” (Jasmines Smoke No More!) izledi. Yazarlar Birliğinin “Yılın En İyi Romanı” ödülünü alan “İşkenceci” (The Torturer) 1987’de geldi. “İşkenceci” izleyen “Or’da kimse var mı?” (Is there anybody out there?) dörtlüsünün öncüsüydü. 1992’de yayınlanan “Viva la Muerte” yi, 1993’de “Nuke Türkiye!” (Nuke Turkey!), “Valla Kurda Yedirdin Beni” (You Sure Made Me a Prey to the Wolves) ve “OK Musti, Türkiye Tamamdır!” (OK Mustafa, Turkey is Dealt With!) izledi. “Kadere Karşı Koy A.Ş.” (Resist Your Fate, Incorporated) 1995’de yayınlandı.


Devamını oku...
 

Necmettin Erbakan Külliyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarfından hizmete açılacak

5 bin metrekarelik büyük bir alana kurulan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Külliyesi, 25 Kasım Cuma günü Cumhurbaşkanı Erdoğan tarfından hizmete açılacak

Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıyan kültür ve sanat merkezimiz açıldığında İstanbul kültür tarihi için de büyük bir kazanım olacak.

Devamını oku...
 

Belleten Dergisi

Türk Tarih Kurumu'nun Belleten dergisine ilk sayısından itibaren bu adresten ulaşabilirsiniz. http://www.ttk.gov.tr




 

“Nasıl benim gibi düşünmezsin?” hastalığı

Soru (daha doğrusu suçlama): Benim gördüğümü görmüyor musun?

Nasıl benim gibi düşünmezsin?

Cevap kolay: Senin gördüğünü görmüyorum, çünkü ben kendi gözlerimle ve beni ilgilendiren istikamete bakıyorum. Senin baktığın yere bakmam, gördüğünü görmem şart mı? Senin gibi düşünmüyorum, çünkü ben sen değilim; ruhum, bedenim, aklım, tecrübem, eğitimim, mesleğim, yaşadığım ortam falan seninkinden çok farklı, tabiî olarak farklı düşüneceğim. Böyle olması daha iyi değil mi?

Kim bilir, belki senin dikkatinden kaçan bir haberi okumuşumdur, elimde sende olmayan belgeler vardır, hadiseyi yaşayanlarla görüşmüşümdür ve bunlar ve benzeri farklar senden daha iyi bir değerlendirme yapabilme imkânı vermiştir (şüphesiz tersi de mümkündür). Kargadan başka kuş yok mu? Farklı bakış açılarımızı, gözlemlerimizi, yorumlarımızı, fikirlerimizi paylaşarak daha iyi, daha hatasız, daha isabetli bir görüş/kanaat sahibi olamaz mıyız? Bu tür farklardan dolayı kırk yıllık "yol arkadaşları"nı "vatan haini" olarak suçlamak, iletişimi kesmek, facebook arkadaşlığından çıkarmak, telefon rehberinden silmek, selam almamak, aramalara karşılık vermemek, arkasından konuşmak, daha ötesi düşman olmak falan neyin nesidir yahu? Bu nasıl "kardeşlik", "vatanseverlik", "ülkücülük", "münevverlik", "DERVİŞLİK"tir? "Efendiniz", "mürşidiniz", "hocanız" falan böyle mi öğretti size? "Zan'da bulunun, darılın, gücenin, küsün, selamı sabahı kesin, dedikodu yapın, fesat çıkarın, dostluğu-kardeşliği bitirin, düşman olun" mu dedi? Böyle yaparak sadece kardeşlerinize değil bağlı olduğunuzu iddia ettiğiniz efendiniz’e ve yol'a da ihanet ediyorsunuz.
Devamını oku...
 

Nick Merdanyan Hat ve Tezhip

Nick Merdanyan Hat ve Tezhip

Röportaj: Seral Cumalı

1000 yıl önce at ahırıymış burası. Hipodromun atları dururmuş o zamanlar. Şimdi bu küçük dükkanda dünya çapında büyük bir sanat yapılıyor. Bu sanatın mimarı Nick Merdenyan. Ona ‘Yaprakların efendisi’ diyorlar. Çünkü burada kuru yapraklar üzerine hat ve tezhip sanatının bütün incelikleri sergileniyor ve ortaya çıkan eserler Amerika Birleşik Devletleri başkanlarının Washington’daki ikametgahı Beyaz Saray’dan Arap emirlerinin saraylarının duvarlarına kadar kendine yer edinmiş durumda. İşte Nick Merdenyan’ın ve yaprağa yapılan hat ve tezhip sanatının hikayesi...

Lületaşı pipolardan yaprağa hat yapmaya

Nick Merdenyan daha 14 yaşındayken Kapalıçarşı’da çalışmaya başlar. Çalıştığı yer lületaşından pipolar yapan bir dükkandır. Ama öyle sıradan pipolar değildir bunlar. Her birinde hikayeler vardır. Mesela bir tanesinin üzerine padişah ve haremi işlenmiştir. Bu sanatla uzun süre haşır neşir olur Nick Merdenyan. Orada büyür, evlenir. Sonra bir gün baba olur. Bugün 20 yaşında olan oğlunun vaftiz törenine saksı içinde bir salon bitkisi gönderir dostlarından biri.

Devamını oku...
 

Tahta Kılıçlılar Hoca Ahmet Yesevi

Ahmet Yesevi ve talebeleri olan Anadolu Alperenlerinin Anadolu'da nasıl mayalandığını anlatan " Tahta Kılıçlılar" konulu tiyatro 9 Kasım Çarşamba günü saat 17:00 da Gazi Üniversitesi İ.İ.B.F 100 yıl Kültür Merkezi Salonunda.


Oyunun Konusu: 

Devamını oku...
 

İran Atasözü

İran atasözü:

“Kesê ki İstanbul ra yêk bar dide-başed; ya der İstanbul mimired, ya der râh-ê İstanbul mimired, ya bâ hesret-ê İstanbul mimired.”

“İstanbul’u ömründe bir kere görmüş olan; ya İstanbul’da ölür, ya İstanbul’a gelirken ölür, ya da İstanbul hasretiyle ölür.”

 

"Mütefekkir"lere Sahabe Olmak

Gençler, yaşadığımız zamanda ve ülkede var olan bütün "mütefekkir"leri tanımak, takip etmek ve sahabe olmak (sahip çıkmak) şarttır. Namaz-oruç kadar hesaba çekileceğimiz bir "şart"tır bu.

Ömer Özercan

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 26


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.