Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Türk Dünyasından Halil Açıkgöz'e Armağan adlı eser

Hayri Ataş'ın hazırladığı TÜRK DÜNYASINDAN HALİL AÇIKGÖZ’e ARMAĞAN adlı eseri okuyorum. Tezimle ilgili bazı kıymetli yazılar da var ama onlar bir yana, Halil Aga (Açıkgöz) hakkında yazılanları okuyunca senelerdir gıyaben tanıdığım "Aga"yı aslında hiç tanımamış olduğumu, eli değil bastığı toprak öpülecek kıymette biri olduğunu öğrendim. Genellikle böyle insanları vefatlarından çok sonra farkederiz/keşfederiz (ki, bu bile seyrektir). Doğru/münasip olan odur ki bu kişileri yaşarken tanıyalım, istifade edelim, yapabiliyorsak kendilerine hizmet edelim, kıymetlerini bilelim. Gençler, bu kitabı satın alın, okuyun, Halil Aga'nın (ve dahi hakkında yazı yazanların, Hayri Ataş gibi emeği geçenlerin...) sağlığına ve ömrüne de dua edin ki sağlık bulasınız, ömrünüz uzaya, ilminiz arta, kıymetiniz biline...

Ömer Özercan

Bu kitap bir armağan kitabıdır. Onlarca aydın, Türk dilbilimci, edebiyatçı Halil AÇIKGÖZ’ü birçok alanda ele alarak değerlendiriyor. Bu özelliği ile de kitap bir ithaf kitabı olmanın çok ötesine geçiyor.

Kitabın arka kapak yazısı…

Devamını oku...
 

Çocuklarınızla Birlikte Hayır İşleri Yapın


"Babam hayır işlerinde bazen beni yanına alırdı. Kışın köyde dışarıda doğuran sahipsiz köpekler olurdu. Birlikte gider, yeri kazar, daha sıcak olduğu için yeraltında onlara yuva yapar, altına saman serper, yavruları o yuvaya koyar, önlerine su ve ekmek bırakırdık. Buğdayın, mercimeğin zekatını vereceği zaman bana götür bunu filana ver derdi. Benim hayvan sevgim ve yardım etme isteğim belki oradan geliyordur."

Devamını oku...
 

Bu sofra tok oturup aç kalkanlar için

Ressam Hoca Ali Rıza Efendi'nin sofrayı tasvir eden tablosunu görene kadar daha önce yeyip içme eylemi hakkında, nimet hakkında, sofra hakkında bir fikrimin olmadığını fark etmiştim. Cambridgeli bir profesör işte bu bir Türk sofrası demişti. O günden sonra dıştan içe bakan bir gizli göz gibi içimde gezdiğini hissettim bu garip ihtiyarın.

Bir sofrayı sofra kılan insanın açlığı mı? Yoksa bizzat insan olmasından kaynaklanan yoksunluğu, aczi mi? Ya o sofranın bereketi?

İnsanın kuş sütü eksik sofralarda doymaması ne hazindir! Mükellef sofralar değil aslolan, hayata tutunabilmek için, nimetlerin farkına varabilmek için, ihsânı anlayabilmek için, kanmayı öğrenmek için, susuzluğu ve açlığı anlayabilmek için bu sofralar. Yaradanın bizzat ikrâmı. Verdiği kadar yetinmenin, kanaatin, bereketin yeri sofra. Yâni yerin!

Tabloda görünenin dışında iç içe geçmiş boyutlar var. Resim kelâmın dili aslında. Suskunların, susmuşların dili. Görünmeyen nefeslerin dili. Görünmeyen ama hâtırası olan seslerin, şiirin ve mûsikinin dili. Görünmese de onu yapan ustanın yâni Yaratıcının dili.


Devamını oku...
 

GÖNÜL COĞRAFYASI OLUR MU?

"Kah Tuna olup aktık, kah Estergon Kalası'nda namaza durduk"

09-Aralık-2015 - Bilecik'te, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bilecik Belediyesi ve Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi işbirliğinde; "Şehir İnsan Medeniyet Köprüsü: Örnek Kişilikler" Konulu konferans Dönüşü Doç. Dr. A. Haluk Dursun Hocanın Gönül Çoğrafyası Adlı Yazısı

GÖNÜL COĞRAFYASI OLUR MU?

Konuyu bilimsel olarak inceleyenlere sorarsanız; olmaz. Fiziki coğrafya olur, siyasi coğrafya olur, kültür coğrafyası ve medeniyet coğrafyası da olur, ama gönül coğrafyası olmaz; zorlama olur!

Ben ise tam tersini düşünüyorum. “Gönül Coğrafyası” olur; bal gibi olur!

Coğrafyana ve tarihine dost olursan; medeniyetine, kültürüne yakın durursan uzaklar da sana yakın olur. Sınırlar, ülkeler, pasaportlar, vizeler hepsi kalkar. Gönül coğrafyasının her köşesine, her bucağına, her yerine izinsiz, vizesiz, destursuz girebilirsin. Yeter ki ufkunuz ve gönül kapınız açık olsun.

Dün akşam Bilecik’te Bakanlığımızın Şehir-İnsan Projesi kapsamında kadim dostum Rektör Prof. Dr. Azmi Özcan ile bu konuyu konuştuk

Devamını oku...
 

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri


Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Sahiplerini Buldu

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görkemli bir tören düzenlendi. Çok sayıda ünlü sanatçının da davet edildiği ödül töreninde; sinema alanında Münir Özkul, edebiyat alanında Rasim Özdenören, müzik alanında Orhan Gencebay, sosyal bilimler ve tarih alanında Mehmet Genç, geleneksel sanatlar alanında ise Hüseyin Kutlu'ya ödülleri takdim edilirken, Kültür ve Sanat Vefa Ödülü Cemil Meriç'e verildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı;

ANADOLU'DA PES ETMEK YOK: Anadolu insanlık tarihinin her bakımdan en mümbit medeniyetlerine, devletlerine, toplumlarına ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyanın kalbidir. Anadolu coğrafyası ile milletimizin bir başka ortak noktası da yapılarında asla ümitsizliğin, yeisin, pes etmenin bulunmuyor olmasıdır. Ne diyor Yunus Emre, 'Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası'. Yunus'un bu sözü coğrafyamızı ve milletimizi çok iyi anlatıyor.

Devamını oku...
 

Divân-ı Hikmet - Hayati Bice


Hoca Ahmet Yesevi - Divan-ı Hikmet

Hazırlayan: Hayati Bice

Yayınevi: H Yayınları

"Türk Edebiyatı’nın en temel eserlerinden birisi olan Dîvân-ı Hikmet’in, yayınevimiz tarafından ciltli ve lüks olarak baskısı yapıldı. Ahmed Yesevî konusunda birçok yayını bulunan Hayati Bice’nin, 23 yıllık emeğinin mahsûlü olan bu eser, bilinmeyen yazmalardan elde edilen yeni şiirlerin de eklenmesiyle en mükemmel metin hâlini aldı. Asıl klasiklerimizden birisi olan Divân-ı Hikmet’i yayınlamaktan dolayı tarifsiz bir onur duyuyoruz. Okuyucunun takdirini kazanmak ümidiyle…"

Hayati Bice Kimdir?

Devamını oku...
 

Tıpkı Ebrehe'nin filleri gibi

Rusya'nın akerî ve teknolojik envanterini, kuduz bir köpeğin mahalle için oluşturduğu tehdit misali "bulaşmayalım bu köpeğe, fena ısırır" demek için listeleyen arkadaşlar var. Liste doğru, az bile. Askerliğimin bir kısmını zırhlı birliklerde, tam bir senesini de F-16 üssünde bilgi sistemleri sorumlusu olarak yaptım. Bizim uçaklarımızı da Rus uçaklarını da (diğer ülkelerinkini de), Nuri Demirağ'lardan Müsellesatçı Ali Bey'lere, Vecihi Hürkuş'lardan TAI'nin kapasitesine, artı ve eksilerimizle az çok bilirim. Tıpkı Ebrehe'nin filleri gibi, tıpkı Çanakkale'de İngiliz gemileri gibi, Vietnam'daki ABD uçak, helikopter ve gemileri gibi.. Rusların da çok ilgi çekici, heyecan verici, hayranık uyandırıcı, ürkütücü oyuncakları var, adamı çok fena yapar bunlar.

Devamını oku...
 

Üç Ana İlke

Kaybetme yolunda koşturduğumuz üç ana ilkemiz var.

Hüsn-ü zan.

Araç amaç dengesi.

Edep.

Hüsn-ü zan:

Muhatabımızın öz ve niyet olarak kötü amaçlar taşımadığı önkabulüdür. Yekdiğerimize değer vermek ve güven duymakla ilgilidir ki, altında abartılmamış bir özgüven yatar.

Araç amaç dengesi:

Araç amacı aşamaz.
Amaç öncüldür. Aracın daima amaca hizmet halinde olması gerekliliği, amacın ötesindeki eylemleri doğrudan veya dolaylı bilerek tetiklememe koşuluyla sınırlanmış olmalıdır. Amaç araçların ahlaki çerçevesini de oluşturmak durumundadır.

Araçların ve eylemlerin amacı aştığı iki örnek fazlasıyla steril olsa da açıklayıcı olacaktır:

Kalp yetmezliği çeken birini kurtarmak için, dokusu uyan başka birini öldürmek. Hayat kurtarmak için hayat söndürmek, açıkça cinayettir.
Tartışmada fikir sınama amacından, haklı çıkma yoluna saparak, karşınızdakileri bireysel özellikleriyle yargılayıp aşağılamak.

Devamını oku...
 

Makâma Saygı


Bir talebe, sevmese dahi hocasına saygılı davranmalıdır. Hocanın ehliyeti, işini ne derece iyi yaptığı bu kuralı değiştirmez. Hocanın özel bir şahıs olarak bu saygıyı hak edip etmediği ayrı bir konudur, saygı makamadır. Bir subay, sevmediği bir CB veya BB geldiğinde ayağa kalkmıyorsa bu davranışından dolayı onu "kahraman" olarak görürseniz, mevcut CB veya BB'a değil, "makam"a zarar verirsiniz, yıpratırsınız. O makama sevdiğiniz biri geldiğinde bu defa onu sevmeyenlerin saygısızlığını/takmamasını onaylamış olursunuz. Maalesef bu gibi ciddî, vahim, töreye uymayan hataları "töre", "millet", "millî kültür", "milliyetçilik", "devlet", "gelenek", "teamül" kavramlarını dilinden/kaleminden düşürmeyenler yapıyor. Lütfen kanuna/usule uygun olmayan işleri "size göre makul gerekçeler"den dolayı tasvip etmeyiniz. Yasa/Töre olmazsa millet/devlet de olmaz. Konjonktürel, günlük siyasî mülahazalarla yapılan işlerin size göre taktik kazançları olabilir ama uzun vadede verebileceği zararı hiç mi hesap etmiyorsunuz?

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 24


Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.