Kültür Sanat ve Edebiyat

  • Yazı boyutunu yükselt
  • Varsayılan yazı boyutu
  • Yazı boyutunu düşür

Paylaş

Kültür Sanat ve Edebiyat

Makâma Saygı


Bir talebe, sevmese dahi hocasına saygılı davranmalıdır. Hocanın ehliyeti, işini ne derece iyi yaptığı bu kuralı değiştirmez. Hocanın özel bir şahıs olarak bu saygıyı hak edip etmediği ayrı bir konudur, saygı makamadır. Bir subay, sevmediği bir CB veya BB geldiğinde ayağa kalkmıyorsa bu davranışından dolayı onu "kahraman" olarak görürseniz, mevcut CB veya BB'a değil, "makam"a zarar verirsiniz, yıpratırsınız. O makama sevdiğiniz biri geldiğinde bu defa onu sevmeyenlerin saygısızlığını/takmamasını onaylamış olursunuz. Maalesef bu gibi ciddî, vahim, töreye uymayan hataları "töre", "millet", "millî kültür", "milliyetçilik", "devlet", "gelenek", "teamül" kavramlarını dilinden/kaleminden düşürmeyenler yapıyor. Lütfen kanuna/usule uygun olmayan işleri "size göre makul gerekçeler"den dolayı tasvip etmeyiniz. Yasa/Töre olmazsa millet/devlet de olmaz. Konjonktürel, günlük siyasî mülahazalarla yapılan işlerin size göre taktik kazançları olabilir ama uzun vadede verebileceği zararı hiç mi hesap etmiyorsunuz?

Devamını oku...
 

Irkçılığa Ve Milliyetçiliğe Dair

IRKÇILIĞA VE MİLLİYETÇİLİĞE DAİR..

Irkçılığın "her tipi" kötüdür. Dinen de, hukuken de, ahlâken de, aklen de. Türk tipi ırkçılık daha da kötüdür çünkü başka millletler bir yana, Türk milleti için de tehdit ve tehlikedir. Türk tarihinde ırkçılık yoktur, yakın zamanda ortaya çıkmış hem şahsî hem sosyal bir hastalıktır.

Devamını oku...
 

Sükut ikrardan gelir

"Sükut ikrardan gelir", yani "susmak kabullenmektir" sözünü hepimiz biliriz ve doğru olduğunu düşünürüz. Şüphesiz doğruluk payı veya doğru olduğu durumlar vardır ama yanıltıcı da olabilir. Bazen verecek uygun bir cevap bulamazsınız, ne deseniz hafif kalacaktır, muhatabınız dangalağın tekidir ve söyleyeceklerinizi anlaması mümkün değildir, daha da kötüsü yanlış anlamak için büyük bir çaba içindedir. Mecburen susarsınız. Bu ikrar/kabul değildir, "cevap vermeye değmez" veya "söylesem de zaten anlamayacaksın" sükutudur.

Devamını oku...
 

Türkçenin Çilesi - Sâmiha Ayverdi

Türkçenin Çilesi

Zaman zaman zelzeleler, su baskınları ve tabiî âfetlerin türlüsü ile yıkılıp harabolmuş şehirlerimize, kasabalarımıza, köylerimize çeki-düzen verip îmarları yoluna gidiyoruz. İçlerinden hayâtın yeniden canlanması ve bu harâbelerin altından bir yeni düzen çıkıp, insanlara yaşama ümit ve heyecânı verebilmesi için devlet otoritesinin ve mahallî idârelerle halkın el birliği ettiği bu îmar faâliyeti, ortaya yeniden mâmûreler çıkarıyor.

Kazâ görmüş şehirler, böylece çeşitli himmet elleriyle selâmete ererken katliâm görmüş bir lisan ülkesi var ki, kan revân içinde nice bin şehidin cesediyle bir muhârebe meydanı halinde, çatısı damı, temeli, çökmüş, molozlar, kerpiç yığınları ile yolları tıkanmış bulunuyor.

İşte bu fâcia sahnesi Türk dili üstünde cereyân etmiş ve etmektedir. Hem de ednâ menfâatler ve dış tazyikklerin yıkıcı politikasına körü körüne tabi olmak hâtası yüzünden.

Dünyânın hiç bir yerinde, hiç bir milletin başına gelmemiş bir fâcia, ne yazık ki, gözünü dalâlet içinde açmış hakîkat tanımamış, tanımak fırsatı eline verilmemiş nesiller tarafondan körü körüne müdâfaa edilir hâle gelmiştir.

Lisan cellâtları bin yıl Türk diline hizmet etmiş bir kelimenin ölüm fermanını verirken mûcib sebeb olarak gösterdikleri (özleşme, arılaşma) oyununu bir ırkçılık parolasını heyecânına sararak, elinde endâzesi olmayan gençliğe sunmaktadırlar.

Târihini bilmeyen edebiyatını lüzumsuz bir angarye kabul eden mefâhirine, gelenek ve göreneklerine bîgâne yetiştirilen gençlik, artık geçmişle arasına gerilen uçurumu aşamıyacağı için, içinde yetiştiği kısır, dar, verimsiz dünyânın sözcüsü ve koruyucusu olmuş bulunuyor.

Devamını oku...
 

Der yemenî pîş-i menî

(Yanımdasın Yemen'desin, Yemen'desin Yanımdasın.)

“Yakınlık ve Uzaklık/ Yemen’dedir Yanımdadır”

der yemenî pîş-i menî, pîş-i meni der yemenî
der çemenî verd-i menî, verd-i menî der çemenî

her sühanî bâ tü merâ, bâ tü merâ her sühanî
her dehenî bûş-i türâ, bûş-i türâ her dehenî
.

Devamını oku...
 

Yıldız Tigin

Yıldız Tigin

Bir varmış bir yokmuş, Tanrı’nın kulu çokmuş, yalan yokmuş dolan yokmuş, tevâzû yağmura karışıp yağarmış, kibir yokmuş ve en mühimi Hak varmış bâtıl yokmuş. Desem kimse inanmaz, ortalığın gül gülistan, al meyveli bahçe bostan olacağını sanmaz. İnsanoğlu çiğ süt emmiş diyerek konuşurlar ki illâ tedbir illâ basîret gerek. Nice ki cennet de âdemoğlu içinmiş cehennem de, sevap da ona yazılacak günah da, kiminin yolu şeytanda bitecek kiminin Allah’da.

Kimler yokmuş kimler varmış, melekler hep gözlere ayânmış, periler raksedermiş, kuytularda cinler varmış. İnsanlar okuyup yazmaktan uzak olduklarından dinlediklerine inanırlarmış. Vâizler, dervişler, meddâhlar, masalcılar şehir şehir dolaşır, yollarınca, dillerince hakikât bellediklerini anlatırlarmış. Her gerçek çokça hayâlmiş, her hayâl biraz gerçekmiş.

Cem cem içindeymiş, dem dem içindeymiş, şeker şerbet taşarmış, hep zemzem içindeymiş. Bir tarafta karlı dağlar, diğer tarafta göğe dek uzanan ağaçlarıyla nâmı dünyâyı kaplamış bir orman varmış. Yamaçlardan süzülen kar suları nehir olup ormanın içinden kıvrıla kıvrıla akarmış. Saman saman içindeymiş, zaman zaman içindeymiş, bir lâhzada bin yıl geriye, bir anda yüz yıl ileriye gitmek mümkünmüş. Şimdi yaşadığımız çağdan bin bir yıl önce târih kitaplarının koca koca ciltleri arasına gizlenmiş bir memleket varmış.

Devamını oku...
 

Çerağlar Uyanırken

Kitap Adı: Çerağlar Uyanırken

Yazar:  A. Yılmaz Soyyer


"Çerağlar Uyanırken" ismini; Bektaşi ayin-i cemlerinde çerağların uyandırılışından yani mumların yakılışından almaktadır.

"Roman, 1826da Bektaşi tekkelerinin kapatılması döneminde idam edilen Üsküdar Bektaşi Dergahı babalarından Kıncı Babanın oğlunun üzerine kurgulanmış bulunmakta. Olay 1848 yılında başlar. Kıncı Babanın oğlu Hasan her ne kadar bir medrese mollası olarak yetiştirilse de medresenin genel kanaatinin haricinde bir mezhebi kendisine yol olarak seçmiştir. Yüzlerce yıl önce tarihe gömülmüş bulunan İslam rasyonalistlerinin (akliyecilerinin) yolu Mutelizeyi benimsemiştir. Belki de kendi kendine siz babamın inancını yasakladınız ben de sizin yok ettiğiniz başka bir inancı benimsedim demektedir. Yazar romanda 19. yüzyıl İstanbulunun bütün özelliklerini titizlikle vermeye çalışmaktadır. Özellikle tekke medrese çekişmesi ve Bektaşiliğin prensipleri detaylarıyla anlatılmaktadır.

Devamını oku...
 

İnsan İsrafı Tehlikeli ve Zararlıdır

Fikir/düşünce insanının kolay yetişmediği ve çok kıt olduğu bir ülkede Alev Alatlı'yı hafife almak doğru değil. Bir yazarın, mütefekkirin bütün fikirlerine katılmayabiliriz, noksanları da olabilir yanlışları da. Bunlar o kişinin değerini azaltmaz. Ben de her konuda Alatlı ile aynı fikirde değilim, böyle olduğu için Alatlı'dan öğrendiklerim var, farklı bir gözle meselelere bakıyor olması sayesinde benim bakışımı da zenginleştiriyor. Alatlı iyi bir yazardır, bilgilidir, ufuk ve vizyon sahibidir. Kurduğu Kapadokya MYO başarılı bir hizmettir, Batı ve Doğu'nun klasik metinlerini neşretmeleri de öyle.

İnsanları bu kadar kolay eleştirmek/harcamak kime ne kazandırır bilmiyorum, insan israfı en tehlikeli/zararlı israftır.

Devamını oku...
 

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü

 

 

İnsanlıkla yaşıt bir bilim dalı olan biyografi, toplumların sosyal ve kültürel gelişmişliğinin de önemli göstergelerinden biridir. Bu anlamda dünyanın en zengin biyografi geleneği, İslam medeniyetine ve dolayısıyla onun önemli bir parçası olan Türk toplumuna aittir. Özellikle Osmanlı Dönemi, başta şair biyografileri olmak üzere, bilginler, devlet adamları, hattatlar ve musikişinaslardan çiçek yetiştiricilerine kadar her konuda, pek az topluma nasip olacak zenginlikte bir biyografi geleneğine sahiptir.

Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü Projesi, başlangıçtan 20. yüzyıla gelinceye kadar Türk edebiyatına ait şair ve yazarların biyografilerini modern biyografi anlayışına göre ele alacak bir çalışmadır. Proje, Genel Ağ ortamında bütün dünyanın hizmetine sunulacak ve yazılan maddeler belirli aralıklarla yeni araştırmalar ışığında güncellenecektir.

Proje ile, daha önce Halûk İpekten, Mustafa İsen vd. tarafından hazırlanan Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü (Ankara 1998) adlı çalışmada tespit edilen 3180 ismin, 7000 civarında şair ve yazar sayısına ulaşacağı öngörülmektedir. Bu sayıya Orta Asya sahası dâhil değildir. Bu şekilde daha önce tezkirelerde gündeme gelmemiş ama eserleriyle edebiyat dünyasında var olmuş isimlerin tanıtılarak, bu zengin birikimin kütüphanelerin tozlu sayfalarında kalmaktan kurtarılması amaçlanmaktadır. Böyle bir çalışmanın Genel Ağ ortamında erişime açılması, Türk edebiyatıyla ilgili değerlendirme süzgecinden geçmiş, doğru, güvenilir, bilimsel bilginin yararlanıcılara etkin bir şekilde ulaştırılmasının önünü açmış olacaktır.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 - 23

KAN GÖNÜLLÜLERİ

Reklam

Reklamlar

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şu anda 19 ziyaretçi çevrimiçi

Copyright © 2011 - ... Designed by  
Her hakkı saklıdır.